Makale Listesi
Sözleşme Süresi Sona Erdiği İçin İşten Çıkarılan İşçi İşe İade Davası Açabilir mi? | 2014-05-13

Sözleşme Süresi Sona Erdiği İçin İşten Çıkarılan İşçi İşe İade Davası Açabilir mi?

Belirli süreli iş sözleşmesi, sözleşme süresi bittiği için sona erdirilerek işten çıkarılan işçinin işe iadesi gerekir;yapılan fesih geçersizdir.İş aktinin objektif bir sebep olmaksızın belirli süreli olarak düzenlenmesi işçiyi bağlamaz.Bu durumda sözleşme belirsiz süreli sayılır ve işçi iş güvencesinden yararlanır.Bahsi geçen hususta açılmış emsal mahiyetteki dava yerel mahkemece kabul edilmiş olup, verilen karar Yargıtay'ca onaylanarak kesinleşmiştir.İşte sözkonusu karara ve dava dilekçemize aşağıda yer verilmiştir. AVUKAT ÖZKAN KABAN&AVUKAT NURHAN AYDIN-KABAN HUKUK BÜROSU

 

İŞ MAHKEMESİ  HAKİMLİĞİ’NE

Davacı                        :HÜSNÜ .......... (T.C.Kimlik No: 11489753...)                                                                                

Vekili                          :AV.ÖZKAN KABAN & AV. NURHAN AYDIN.

Davalı                         : .........       ..........       OTOMOBİL A.Ş.

Konu                          : İŞE İADE               

Açıklamalar               

1- Müvekkilim 01.03.2011 tarihinde davalı şirkette montaj işçisi olarak çalışmaya başlamış olup, bu çalışmasını, çalıştığı bölümün formeni tarafından 02.01.2013  tarihinde telefonla aranarak iş akdine son verildiğinin belirtildiği tarihe kadar  sürdürmüştür.

2- Müvekkilim gibi davalı işyerinde çalışan yaklaşık 1000 işçinin iş akdine son verilmiş olup, bu işçilerin iş akitlerine son verildiği hususu kendilerine,  çalıştıkları bölümlerin formenleri tarafından  02.01.2013  ve 04.01.2013 tarihlerinde  ev ya da cep telefonlarından aranarak bildirilmiştir.

3- Davalı işverence, müvekkilim ve müvekkilimle birlikte iş akdi feshedilen işçilerin  bir kısmı 2011 Yılı Mart ayı başında, bir kısmı Mart ayı ortasında, bir kısmı Mart ayı sonunda, bir kısmı, Nisan ayı başında, bir kısmı Nisan ayı sonunda olmak üzere gruplar halinde  işe başlatılmıştır. En son işe başlatılan grup 25.04.2011 tarihinde işe başlatılmıştır.

4- Müvekkilim ve diğer çalışma arkadaşları 11 aylık sözleşmelerle işe başlatılmıştır. Müvekkilim ve arkadaşları işe başlatılırken mülakata tabi tutulmuş, yapılan bu mülakatlar esnasında bölüm formenlerince kendilerine iş akitlerinin belirli bir süre sonra sonlandırılacağı söylenmediği gibi aksine 11 ay sonra  kadroya geçirilecekleri söylenmiştir. Hatta yine 2012  Yılı Eylül ayında  ......... Ceo’su tarafından gruplar halinde yapılan toplantılarda kesinlikle işçi çıkarılmayacağı, iş hacimlerinin oldukça yüksek olmasını beklediklerini buna  rağmen iş hacminde düşüş olsa dahi işçi çıkarma yoluna gitmeyeceklerini, çalışma sürelerini düzenlemek suretiyle bu durumu tolere edeceklerini söylemişlerdir.

5- Müvekkilimin davalı işyerinde yaptığı iş ve görevler ile  davalı şirketin  uzun süredir çalışan diğer işçilerinin yaptığı iş ve görevler  arasında hiçbir fark yoktur. Müvekkilim ve müvekkilimle birlikte iş akdi feshedilen diğer işçiler ile davalı işyerinde uzun süredir çalışmakta olan işçilerin hepsi aynı bölümlerde, karma olarak düzenlenmiş vardiyalarda aynı işleri yapmışlardır. Yine müvekkilim ve diğer çalışanlarla işe giriş-çıkış saatlerinde bir farklılık olmadığı gibi uzun süredir çalışan işçilerle müvekkilim arasında herhangi bir hiyerarşi de olmamıştır. Müvekkilim ve müvekkilimle aynı tarihlerde işe başlatılan diğer işçiler, işbaşı yaptıkları gün, davalı işyerinde yetkili Türk Metal Sendikası’na da  üye olmuş ve maaşlarından  sendika aidatı kesintisi yapılmıştır.     

6-  Yukarıda da belirttiğimiz gibi müvekkilim ve müvekkilimle işe başlayan işçilerle 11 aylık sözleşme yapılmıştır.  Müvekkilimin 11 aylık sözleşme süresi 01.02.2012 tarihinde bitmesine rağmen müvekkilim çalışmaya devam ettirilmiş, sözleşme süresinin bitiminden 2 aylık bir süre geçtikten sonra müvekkilimle 9 aylık ikinci bir sözleşme yapılmıştır.  Müvekkilimle yakın tarih aralıklarıyla işe başlatılan tüm işçilerin de  ikinci 9 aylık sözleşmeleri 1 ila 2 aylık gecikmeyle yapılmıştır.  Bir başka deyişle, müvekkilim ve arkadaşları, ilk sözleşmelerinin bitimi tarihinden itibaren ikinci sözleşmenin yapıldığı tarihe kadar,  1 ila 2 aylık dönemde herhangi bir sözleşmeye bağlı olmaksızın çalıştırılmaya devam ettirilmiştir.

7- Müvekkilim ilk 11 aylık sözleşmenin bitimi tarihinden itibaren 2 ay herhangi bir sözleşmeye bağlı olmaksızın çalıştırılmaya devam etmiş ve müvekkilimle 2 ay sonra ikinci kez 9 aylık bir sözleşme yapılmıştır. Müvekkilim ve arkadaşları ile yapılan  ikinci sözleşme 31.12.2012 tarihinde sona ermek üzere yapılmıştır.   Davalı işyerinde sözleşmenin sona ermesinden önceki tarihlerde, panolara,  tüm çalışanların  27.12.02012 tarihi itibariyle  dolaplarını boşaltmaları gerektiği, Büyükşehir Belediyesi tarafından ilaçlama işlemi yapılacağı,  ayrıca genel bir temizlik çalışması yapılacağı hususlarını içeren duyurular asılmıştır. Yine bu duyurularda,  tüm çalışanların  bağlı bulundukları bölümlere göre vardiya değişiklikleri de bildirilmek suretiyle  07.01.2013 tarihinde işbaşı yapmaları gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, işyeri yetkilileri tarafından işçilere,   temizlik ve ilaçlama işleminin yapılacağı belirtilen bu tarihlerde çalışılmadan geçirilecek döneme ait ücretlerin ödeneceği söylenmiştir. Müvekkilim ve diğer çalışma arkadaşları 27.12.2012 tarihinde , duyuru gereği dolaplarını boşaltarak işveren tarafından belirtildiği gibi 07.01.02012 tarihinde işbaşı yapmak üzere işyerinden ayrılmıştır.  Yukarıda da belirttiğimiz gibi müvekkilim ve yaklaşık 1000 kadar işçiden bir kısmı 02.01.2013 bir kısmı ise 04.01.2013 tarihlerinde ev ve cep telefonlarından aranarak iş akitlerine son verildiği, kıdem tazminatı, ödenmemiş maaşları ile öneri primlerinin  maaş hesaplarına yatırılacağı,  yapılacak ödemelere ilişkin düzenlenen bordroların 15.01.2013 tarihinden sonra adreslerine gönderileceği  bildirilmiştir.

8- Davalı işverenin, temizlik ve ilaçlama yapılacağı bahanesiyle dolapların boşaltılmasını istenmesinin gerçek nedeninin, işten çıkarılacak işçilerin dolaplarında bulunan eşyalarını almak üzere tekrar işyerine gelmelerine engel olmak dolayısıyla işçilerin vereceği tepkileri önlemek olduğu sonradan anlaşılmıştır. Zira davalı işveren tarafından aynı uygulama, 2008 yılında  toplu işten çıkarma esnasında da   yapılmıştır.

9-Bilindiği gibi hukukumuzda, asıl olan belirsiz süreli iş akdi yapılmasıdır. 4857 Sayılı İş Kanunu 11. maddesine göre;  Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.

10-  Müvekkilimle kanuna aykırı olarak belirli süreli iş sözleşmesi yapılmıştır:Müvekkilim tarafından yapılan iş süreklilik arzeden bir iş niteliğinde olup, davalı işverenin müvekkilim ve diğer iş akdi feshedilen işçiler ile belirli süreli iş akdi yapmasını gerektirecek kanunun aradığı anlamda, herhangi bir objektif neden bulunmamaktadır.  Belirli süreli iş sözleşmesi  esaslı bir neden olmadıkça birden fazla yapılamaz. Müvekkilimle ikinci kez süreli sözleşme yapılmıştır. Ancak ikinci kez yapılan sözleşmenin belirli süreli yapılması da  esaslı nedene dayanmadığı gibi, müvekkilim, ilk sözleşmesinin bitimi tarihinden itibaren 2 ay süreyle herhangi bir sözleşmeye bağlı olmaksızın çalıştırılmış, ilk sözleşmenin bitiminden 2 ay kadar sonra ikinci kez süreli sözleşme yapılmıştır. Müvekkilime imzalattırılan ve hitamı 31.12.2012 olan sözleşmeye rağmen ,müvekkilim ve kendisiyle birlikte iş akti sonlandırılan 1000 kadar işçiden, 27.12.2012 tarihinde temizlik maksadıyla dolaplarını boşaltmaları ve  07.01.2013 tarihinde ise tekrar iş başı yapmaları kendilerinden  istenmiştir.  Davalı işveren müvekkilimin iş akdinin feshedildiğinin belirtildiği tarihte kısmi de olsa kıdem tazminatı ödemesi yapmıştır.                   11-Yukarıda arz ve izah edilen tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı işverenin, müvekkilim ve yakın tarih aralıklarıyla işe başlatılan diğer işçilerle, belirli süreli iş akdi yapmış olmasının, iyiniyetten uzak olduğu, müvekkilimin ve diğer arkadaşlarının,  belirsiz süreli iş akdiyle çalışanların yararlandığı hukuki korunmadan yararlandırılmalarına engel olmak amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Tüm bu sebepler ile davalı işverenin müvekkilimle yaptığı iş akdi belirsiz süreli iş akdi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi gereği; işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Davalı işveren müvekkilimin iş akdinin feshini yazılı olarak yapmamış müvekkilime iş akdinin feshi gerekçesini bildirmemiştir. Yerleşik Yargıtay İçtihatlarıyla da belirtildiği gibi, müvekkilimin iş akdinin feshinin, emredici bu hükme aykırı olarak yapılmış olması tek başına feshin geçersizliğine karar verilmesini gerektirmektedir.  Bu nedenle 6100 Sayılı Yasa ilgili hükümleri gereğince, delillerin toplanmasından sonra, ön inceleme duruşması yapılmaksızın  dosya üzerinden yapılacak inceleme neticesinde davamızın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.                                      

Hukuki Nedenler          :Her türlü mevzuat hükümleri.

Netice ve Talep            : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle:  Müvekkilin iş akdi haksız ve geçersiz olarak davalı tarafından 4857 Sayılı İş Kanunu’nun  19. Maddesinde düzenlenen şekil kuralına uyulmaksızın   feshedildiğinden 6100 Sayılı Yasanın ilgili hükümleri gereğince, delillerin toplanmasından sonra, ön inceleme duruşması yapılmaksızın  dosya üzerinden yapılacak inceleme neticesinde davamızın kabulüne karar verilerek  fesih işleminin GEÇERSİZLİĞİ VE İPTALİ İLE MÜVEKKİLİN DAVALI İŞYERİNE İADESİNE, müvekkilin işe iadesine karar verilmesi halinde yasal süresi içinde davalı işverene başvurmasına rağmen bu karar davalı tarafından süresinde yerine getirilmediği ve müvekkil işe başlatılmadığı takdirde,  tazminatın, müvekkilin 8 aylık brüt ücreti tutarından belirlenmesine, kararın kesinleşmesine kadar boşta geçen süreler nedeni ile 4 aylık sosyal hakları ile brüt ücreti tutarında ücreti ve diğer haklarının tahsili gerektiğine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederim.                                                                                                                                                                        AV.ÖZKAN KABAN&AV.NURHAN AYDIN

YEREL MAHKEMENİN DAVANIN KABULÜNE VE DAVACI İŞÇİNİN İŞE İADESİNE DAİR KARARI

            T.C.

        BURSA

7. İŞ MAHKEMESİ

                                                                              TÜRK MİLLETİ ADINA

                                                                               GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO                             : 2013/106 Esas

KARAR NO                         : 2013/670

HAKİM                               : İSMAİL CEVHER

KATİP                                 : EBRU YAZICI      

DAVACI                              : HÜSNÜ    ....... -  

VEKİLİ                                 : Av. ÖZKAN KABAN - Gülbahçe Mah. Ulubatlı Hasan Bulvarı Alp İş Merkezi                              

DAVALI                               : ............. .....  OTOMOBİL A.Ş. -  ...................    ............   BURSA

VEKİLİ                                  : Av.

DAVA                                  : Tespit (İşe İade İstemli)

DAVA TARİHİ                     : 04/02/2013

KARAR TARİHİ                   : 01/10/2013

KARAR YAZMA TARİHİ    : 10/10/2013

Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit (İşe İade İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı  HÜSNÜ ASLAN vekili davalı ...........  Otomobil A.Ş. Aleyhine, müvekkilinin 01/03/2011 tarihinden 02/01/2013 tarihine kadar davalı işyerinde montaj işçisi olarak çalıştığını, davacı ile birlikte 1000 işçinin iş akdine davalı şirketin son verdiğini, davalı işverence davacı ile birlikte çıkarılan işçilerin bir kısmının işe geri çağrılarak işe başlatıldığını, müvekkili ile diğer işçilerin 11 aylık sözleşmelerle işe başlatıldığını, 11 aylık sözleşmenin süresinin 01/02/2012 tarihinde bitmesine rağmen davacının çalışmaya devam ettirildiğini, sözleşmenin bitiminden 2 ay sonra tekrar 9 aylık sözleşme yapıldığını, bilindiği gibi hukukta asıl olan belirsiz süreli iş akdi yapılması olduğunu, 4857 sayılı kanunun 11. Maddesine göre Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesinin esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste yapılamayacağını, aksi halde iş sözleşmesinin başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edileceğini, beyanla müvekkilinin işe iadesini, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için dört aya kadar doğmuş olan ücret ve diğer haklarının ödenmesini, feshin geçersizliğine karar verilmesi ve yasal sürede başvurmasına rağmen işe başlatılmaması halinde sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödetilmesine karar verilmesi talebiyle mahkememize dava açmıştır.  Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının Belirli Süreli olarak akdedilen İş Sözleşmesi 31/12/2012 tarihinde sona erdiğini, bu hususun davacının bilgisi dahilinde olduğunu, 28/01/2012 tarihinde akdedilmiş olan ve davacının da imzasının bulunduğu Belirli Süreli İş Sözleşmesinin süre sonu 31/12/2012 olarak belirtildiğini, davacının açtığı davanın haksız ve yersiz olduğunu, beyanla davanın reddini talep etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, SGK kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde:Davacı  feshin geçersizliğini işe iadesini, boşta geçen 4 aylık ücret ve sosyal haklarını, işe başlatılmaması halinde 8 aylık ücret tutarında tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davacı davalının iş yerinde akdin davalı tarafından fesholunduğu  tarihe kadar belirli süreli iş akdine dayanarak çalışmıştır. Davalının iş akdinin fesholunduğu tarih itibariyle davalı işverenin 30'dan fazla işçisi bulunmaktadır. Davacı tarafından işe iade davası 1 aylık yasal süre içinde açılmıştır.Taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesi incelendiğinde davacının "Montaj İşçiliği" olarak iş tanımının yapıldığı,  sözleşmenin 01/03/2011-27/01/2012 ve 28/01/2012-31/12/2012 tarihine kadar belirli süreli iş sözleşmesi olduğu görülmüştür. Davacı vekili, davacı ile işten çıkarılan 1000 kadar işçinin işten çıkarıldığını, işten çıkarılan işçilerin geri işe çağrılarak tekrar belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırıldığını, 4857 sayılı kanunun 11. Maddesi gereği Belirli süreli iş sözleşmesinin esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste yapılamayacağını, aksi halde iş sözleşmesinin başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edileceğini belirtmiştir. Davalı ise Belirli Süreli İş Sözleşmesinin sona ermesiyle davacının iş akdinin sona erdiğini, davanın reddini savunmuştur.

4857 Sayılı İş Kanunu 11. Maddesinde "Belirli Süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi Belirli Süreli İş Sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesinin başlangıçtan itibaren Belirsiz Süreli Kabul edilir" hükmü yer almaktadır.

Davalı, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olarak akdedilmesinin nedeninin Otomotiv ana sanayi dalında faaliyet gösterdiğini, 2008 yılı son çeyreğinde, özellikle otomotiv sektöründe yoğun olarak hissedilen ekonomik krizden fazlası ile etkilenmesi sebeplerini göstermiş ise de işverenin ekonomik sebeplerle iş seyrindeki normal dalgalanmaları belirli süreli sözleşmelerle karşılaması haklı bir neden oluşturmaz . Taraflar arasında yapılan akdin süresi dikkate alındığında ise  taraflar arasında yapılan sözleşmenin süresiz iş sözleşmesi olduğu, davacının gerekli gördüğü takdirde işçiyi kolay işten çıkartabilmek amacıyla taraflar arasındaki sözleşmeyi süreli olarak yaptığı anlaşılmış olup Yargıtay içtihatları gereği yapılan işin süreklilik arz etmesi halinde, belirli süreli hizmet akdi yapılmasını gerektirir objektif koşulların oluşmadığı, davalının bahsettiği konular davacının iş akdinin feshini haklı gösterecek nitelik ve ağırlıkta görülmemiş, Davalının iş akdini sona erdirme şekil ve gerekçesinin,"feshin son çare olması" ilkesine aykırı olup haklı nedenlere dayanmadığı ve feshin geçersiz olduğu kanaatine varılmıştır.Bu nedenlerle;davacı tarafından davalı aleyhine açılan sübuta eren işe iade ve tazminat  İş Kanunu’nun 21.maddesi gereğince kabulüne karar verilmesinin gerekeceği kanaatine ulaşılmakla aşağıdaki biçimde hüküm kurulmuştur. 

 HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olduğu üzere;

1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan sübuta eren işe iade ve tazminat davasının İş Kanunu’nun 21.maddesi gereğince KABULÜNE,Davalı işverenin feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,

2-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,

3-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,

4-Harçlar Kanunu’na dayanarak çıkartılan 2013 yılı Harçlar Tarifesi’ne göre tespit olunan 24,30 harcı peşin olarak yatırılan harç karşıladığından başkaca harç alınmasına YEROLMADIĞINA,

Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren 8 gün içinde verilecek dilekçe ile ilgili Yargıtay Hukuk Dairesi’ne temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.  10/10/2013